Eskiden aşure yerken hangisinin ilk ağza geleni çıkarılarak yıkanıp, bereket getirdiğine inanıldığından para kesesine atılırdır?

Eskiden aşure yerken hangisinin ilk ağza geleni çıkarılarak yıkanıp, bereket getirdiğine inanıldığından para kesesine atılırdır?  nohut na...

Hz. MevLâna der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hz. MevLâna der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2015 Perşembe

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki,

Ağlayabilir miyim gönlüm müsadenle,
Şöyle katıla katıla şimşekli bir gökyüzü gibi?
Günaha batan tüm kirliliğim ile ağlayabilir miyim?
Öylesine ama, ölesiye, bu can çıkana kadar bedenden!
Nefsimin nefesi kesilesiye, pembe güller mor menekşelere düşesiye, 
sol yanımın ateşi yükselesiye kadar.
Kendi omuzumda kimseciklere yük olmadan, Ağlayabilir miyim? 

Paranı ver, gönlünü ver, selam ver ama; sırrını verme.
Günleri say, senedini say, büyüklerini say ama; yerinde sayma.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama; hiç bir zaman boş verme.
Sarıcı ol, bakıcı ol, kalıcı ol ama; bölücü olma.
Fidan büyüt, çocuk doyur, çocuk besle ama; kin besleme.
Eşini beğen, işini beğen, aşıgını beğen ama; kendini beğenme.
Davet et, hayret et, affet, töğbe et ama; ihanet etme.
Hedefe koş, cihanda koş, yardıma koş ama; ortak koşma.
Elini aç, kapını aç, gözünü aç ama; ağzını açma.
Okumaktan zarar gelmez, oku ama; lanet okuma.
Rakibini geç, sınıfını geç ama; gülüp geçme.
Ev al, araba al, abdest al ama; beddua alma.
Zulmü devir, nesri devir ama; çam devirme.
Yaklaş, konuş, tanış ama; uzaklaşma.
Doğrul, devril ama; eğilme.
Seslen, uslan ama; yaslanma.
itil, atıl ama; satılma. 

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki, 
Ney, yanık, içli sesiyle Rabbine, ayrıldığı kamışlığa kavuşmanın özlemini dile getirir. Ruhun Tanrı katını terk etmesinden sonra, insan şekline girinceye kadar geçirdiği aşamalar, kamışın kamışlıktan koparılıp, ney şekline girinceye kadar geçirdiği aşamalara benzer. 

Allah tek hücrelisinden, en karmaşık yaratığa kadar bütün varlıkları kendinden yarattı, ama sadece insana kendi ruhundan üfledi. İşte neye üflenen nefes, bunu ifade eder. Neyin içi boştur, ancak ona üfleyen birinin nefesi ile ses çıkarır. Neyin bir ucu açıkken, öbür ucu müzisyenin ağzındadır. Müzisyen, eğer insan-ı kâmil olursa, açık uçtan duyulan ses Tanrının sesi olur. 

İşte insan da bu ney gibi bir alettir. Ne zaman bir insan-ı kâmil’ in, gerçek bir şeyhin eline geçerse, o zaman insan gibi insan olur, nefsinden kurtularak boşalır, Tanrı’ nın sesi, Tanrı’ nın aynası olur, yükselişe geçip, Rab’bine kavuşur. Yani evrimini tamamlar. İşte Sema töreni, İslam sufizminde Nur-u Muhammedî denen Yüce ruhun yaratılıp “Kün“ – “ol” emriyle başlayan iniş ve sonra da insan-ı kâmil olmaya doğru yükselişinin öyküsünü anlatır.

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki, 

Zaman geçer, insan geçer, dünyada her şey geçer;
Zaman öyle bir zaman olur ki, sevda da zamana ayak uyduramaz.

Gönül sevdada geçer, gönüle yar geçer.
Çok değil, sadece birazcık mevsim geçer,
Sıcak gelir, kış gelir; bahar geçer.

Taşın yanında ağır olduğunu, ateşin ancak
düştüğü yeri yaktığını yeni öğrendim. Aşk da
ateş mi demektir, hani her-düştüğü-gönül yakar ya.

Mevsimlerden gözyaşı değil henüz, mevsim aşk mevsimi.
Eey sevdamın gül hatun'u, beşinci mevsimim sensin,
Sen sadece sen değilsin, bensin, bendensin, benimsin.

Katre katre sen kokarsın toprağa nihayet düştüğünde.
Ruhumun arzu dolu meyvesi sensin.

Gül. Güle gülmek yaraşır, sevdaya da gül.
Hani nerde aşkın sahibi gönül?
Dur yorulma! Sevdam sana, gülüm sevdaya.

Gülü sakın verme başka sevdalara.
Bezm-i elestten beriyim sevdada,
O bende vaktinden öncesinde, susma! Konuş,
haykır gülüne doyasıya sevdanı,
Sevdaya da ancak bülbülleşmek yaraşır.

Bütün umutlar sende, bütün aşk sende,
Sevda sende, gül sende"

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki, 
Birgün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
Bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun, bu aşkı yaşayıp, yaşatana.
Peki bana ne kadar aşıksın der; Mevlana hanımına şöyle der; 

Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene, on adım gidişimsin, 
Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin. 

Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın,
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın. 

Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım,
Mazluma kucak açışım, zalime düşmanca bakışımsın,
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın.

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin,
Ve kapanmayan avuç içimsin. 

Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam,
Ekmek için kavgam, bitmek tükenmek bilmeyen davamsın,
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın. 

Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim,
Almak için verene öfkem, ille de karşılık bekleyene lanetimsin,
Ve alayına isyan edişimsin. 

Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem,
Para için kendini satana küfredişim, başkalaşana verip,
veriştirişimsin ve eskiyi özleyişimsin 

Sen benim; duygusal yaradılışım,
En ufak şeyi kafaya takışım, kolay unutamayışımsın,
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın. 

Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatim, şefkatimsin,
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin. 

Sen benim; her şeye rağmenim,
Asla pes etmeyişim, başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin.

Sen benim; yaşama ülküm,
Namusa olan düşkünlüğüm, namussuzluğa küskünlüğümsün,
Ve gururum, onurumla olan bütünlüğümsün. 

Sen benim; karakterim ve kişiliğim,
fikrim, hissimsin ve hayata bakışımsın.

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki,
Ne zaman vuslat ey yar! Can bitap düştü, saçlarıma hazan düştü. 
Sevdama köz düştü. Lime lime etti bu hasret beni.
İlmek ilmek cana dokudum da seni, gönül gözüme hayranlık düştü. 
Özlem iklimlerinden dergahına sesleniştir bu,
ahı feryada karışmış bir kıtmirin yanmasıdır. 
Gel ne olur, bir gün çıkıp gel, alev almadan ruhum.
Canı dişinde, özü közünde, bir ağlayıştır bu.  

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki, 

Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. 
Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması. Ve bilir misin?
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.
Ben deyip susması, sen deyip ağlamaklı olması. 

Hz. MevLâna der ki,

Hz. MevLâna der ki, 
Paranı ver, gönlünü ver, selam ver ama; sırrını verme.
Günleri say, senedini say, büyüklerini say ama; yerinde sayma.
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama; hiç bir zaman boş verme.
Sarıcı ol, bakıcı ol, kalıcı ol ama; bölücü olma.
Fidan büyüt, çocuk doyur, çocuk besle ama; kin besleme.
Eşini beğen, işini beğen, aşıgını beğen ama; kendini beğenme.
Davet et, hayret et, affet, töğbe et ama; ihanet etme.
Hedefe koş, cihanda koş, yardıma koş ama; ortak koşma.
Elini aç, kapını aç, gözünü aç ama; ağzını açma.
Okumaktan zarar gelmez, oku ama; lanet okuma.
Rakibini geç, sınıfını geç ama; gülüp geçme.
Ev al, araba al, abdest al ama; beddua alma.
Zulmü devir, nesri devir ama; çam devirme.
Yaklaş, konuş, tanış ama; uzaklaşma.
Doğrul, devril ama; eğilme.
Seslen, uslan ama; yaslanma.
itil, atıl ama; satılma. 

Hz. MevLâna der ki:

Hz. MevLâna der ki: 

Ağlayabilir miyim gönlüm müsadenle,
Şöyle katıla katıla şimşekli bir gökyüzü gibi?
Günaha batan tüm kirliliğim ile ağlayabilir miyim?
Öylesine ama, ölesiye, bu can çıkana kadar bedenden!
Nefsimin nefesi kesilesiye, pembe güller mor menekşelere düşesiye, sol yanımın ateşi yükselesiye kadar.
Kendi omuzumda kimseciklere yük olmadan, Ağlayabilir miyim?

Hz. MevLâna der ki:

Hz. MevLâna der ki: 

Üstünün dostu oI ki üstün oIasın. Kendine geI be hey azgın, mağIupIarIa dost oIma! Münkirin deIiIi ancak ve ancak şudur: Ben şu görünen yurttan başka bir şey görmüyorum! Hiç düşünmez ki nerede görünen bir şey varsa o, gizIi hikmetIeri haber vermededir. Her görünen şeyin faydası, faydanın iIaçIarIa gizIi oIuşu gibi o şeyin içinde gizIidir.

25 Şubat 2015 Çarşamba

Hz. MevLâna der ki:

Hz. MevLâna der ki:

Bir adamın birçok hüner, fen, biLgi sahibi oLduğuna bakma!

Verdiği sözde duruyor mu?

  Vefâsı var mı? AsıL ona bak!

24 Şubat 2015 Salı

Bir Vefada Sen Göster...

Bir Vefada Sen Göster...

Bir vefada sen göster ey sevgilim,
Bir vefada sen göster.

Bugün dünyaya geldin , ne olacak şimdi deme,
Vefasız dünyada vefa göster.